Mayıs 21, 2012

Asaf'ın 15 yaşındayken yazdığı akla hayale gelir cinsten sitcomu.

7-8 sene olmuştur bu sitcoma başlayıp, bitireli. Yeterli gazı çevremdekiler tarafından sağlayaadığım için 5 bölüm yazıp bırakmıştım. Üstelik internet dizisi olacağı ve 8-10 dakkalık bölümler olacağını bile düşünmüştüm. Hey gidi. Orjinalliği bozulmasın diye imla hatalarını filan bile düzeltmeden yüklüycem. Olduğu gibi.

Karşınızda 15-16 yaşlarında Friends, Coupling, How i Met Your Mother özentiliğiyle oluşturduğum, süpersonik sitcom:

1. Bölüm

Burak ve Ergin bir kafede oturur iken.
Burak
Dostum niye olmuyor anlamış değilim.Rayban gözülüğümüz var, pahalı cep telefonumuz var, lacoste tişörtlerimiz var e bu kızlar başka ne istiyor ki!
Ergin
Bu soruya cevap verebilmek isterdim.
  Ufuk gelir.
 Ufuk
Nasılsınız gençler...
 Ergin
 Hoş geldin dostum, otur, bizde kızlardan bahsediyorduk.
Burak
Kızlardan, bir türlü avlıyamadığımız o lanet, sinsi, tatlı, seksi kızlardan.
Ufuk
eee?
Burak
Ne eesi, 17 yaşındayım, Full Force'um ama bir kız arkadaşım yok.Arkadaşı geçtim kızım da yok.
Ufuk
Saçmalama dostum.Kız düşürmekten kolay ne var.Size yöntemi söyleyim.Dinleyin.
Başka bir sahne: (Kızla aram iyi ve hoş bir muhabbet ediyorken kız "Seninleyken çok eğleniyorum canım"Ben "Seni seviyorum"derim.Kızın gülümsemesi yok olur ve gider.)
Ergin
eee?
Ufuk
Tamam tamam her zaman olacak diye birşey yok.Peki ya buna ne demeli, dinleyin.
Başka bir sahne: (Kız ağlıyor ve "Ufuk, ondan ayrıldm tam 1 yıldır beraberdik" Ufuk "Seni hak etmediği belliydi canım bozma moralini" Kız"aa saol canım çok iyisin.Ben"Seni seviyorum" derim ve kızın ağlaması kesilir gider. )
Ufuk
Tamam peki bununda bir garantisi yok.
Burak
Hmmmmmm.
Ergün
Ne?
Burak
Sanırım buldum.Dinleyin.
Başka bir sahne(Kız"Biz var ayrılmak Burak"Burak "Neden sevgilim" Kız "Lutfen Zorlaştırmamak Burak biz ayrılmak"Burak "Ama birbirimizi seviyoruz,ayrılamayız.Kız "Hayır, ben sevmemek."Burak " Yalan!!! Gözlerimin içine bakarak söyleyebilirmisin, eğer söylersen sana inanacağım ve ayrılacağız.Kızın gözleri dolar, söyleyemez ve sarılırlar.)
Burak
hahaha, nasıl ama mutlu son.
Ufuk
Dostum, aslında bakarsan sen ayrılma eşiğine gelemezsin.Çünkü senin öyle bir sevgilin bile yok.
Burak
Dostummm...Bunu...hiç...düşünmemiştim...
Ergin
Kız neden öyle konuşuyor?
Burak
Nasıl?
Ergin (Gülerek)
Robot gibi?Biz var ayrılmak, ben var gitmek.
Burak
Çünkü kız Venezuellalı, Türkçeyi tam sökememiş.
Ergin ve Ufuk (kahkaha)
Burak
Ne? Burada hayal kuruyoruz değil mi, ve her zaman en iyi kız benimdir..
Ufuk
Türkçesi zayıf olan sayısız yabancıyla tanıştım, hiçbiri böyle konuşmuyordu.
Burak
Bu yabancı değil dostum Venezuellalı kaç yıldır dünya güzeli buradan çıkıyor biliyormusun?
Ergin
Kaç?
Burak
İşte.Kaç yıldır çıkıyor.
Ergin (Gülerek)
Söylemedin ki.
Ufuk
Dostlarım, gerçekten kız aramada her yöntemi denediniz mi?
Ergin Burak (aynı anda)
Evet.
Ufuk
Hayır, bir yöntem daha var.Ve bunda iş garanti.Dinleyin
Başka bir sahne(Erkek bir cafede oturur ve yüksek sesle"Tanrım karşıma benim gibi yalnızca iç güzelliğe önem veren birini çıkar, ben gerçek aşkı arıyorum" der.Ve çok güzel bir kız gülümseyerek yanına gelir " bende" der.Erkek " gidelimmi?" der.Kız " Olur" )
Burak
Dostummm, bu yöntem çook sağlam.
Ergin
Kesinlikle bu saçmalığa inanan o kadar çok fıstık varki.
Ufuk
Ama her zaman öyle olmuyor tabi.
Ergin
Nasıl?
Ufuk
Dinleyin
Başka bir sahne(Erkek bir cafede oturur ve yüksek sesle"Tanrım karşıma benim gibi yalnızca iç güzelliğe önem veren birini çıkar ben gerçek aşkı arıyorum" der.Ve çok çok çok çirkin bir kız gülümseyerek gelir "bende" der.Kız" Gidelim mi?", Erkek telefonu kulağına koyar "Ne anne öldün mü tamam hemen geliyorum.Opss gitmem gerek."Kız "Başın sağolsun beni ara")
Ergin
Owww bu hiç iyi olmadı dostum.
Ufuk
Ama garanti.
Cafer gelir.
Cafer
Nasılsınız dostlarım.
Burak
Hoş geldin dostum, bizde kızlardan bahsediyorduk.
Cafer
Yaaaa ben şişmam kızlara bayılırıyorum.
Ergin
Balık etli falan mı?
Cafer
Yok ne balığı, şişko işte, bence çok tatlı, böyle elim içinde kaybolacak bir kız. offfff
Ufuk (gülerek)
Cafo elin neyin içinde dostum?
Cafer (biraz bekler)
tişörtünün?
Ufuk
hammmmm tamam.
Burak (gözlüğünü takar telefonunu eline alır, eliyle kendisini göstererek)
Dostlarım görüyorsunuz işte neden kızlar gelmiyor bana anlamıyorum.
Ergin
Sanırım yapacak tek birşey kaldı?
Ufuk
Ne?
Ergin yüksek sesle
Yalnızca iç güzelliğe önem veren bir insan kalmadı mı bu dünyada, tek romantik ben miyim?
Bu sırada masaya güzel bir kız yaklaşır ve Burak'a
Kız
Merhaba, Gözlük çok yakışmış Rayban dimi?
Burak önce cevap veremez kekeler.
Evet, Saol.
Kız (ceptelefonuna bakarak)
Bu model yeni dimi baya paraydı
Burak
Hıı galiba.
Bir süre kimse birşey demez.
Burak çocuklara bakar.Çocuklar el hareketiyle "hadi,hadi" derler. 
Burak
Meşgulmusun? değilsen sinemaya gidelim mi?
Kız (gülerek)
Ne sineması ya, hadi gidelim.
Burak'ı kaldırır, beraber giderler.Giderken Burak sessizce
En iyisi benimdir.
Ergin bağırarak
Çirkin de olur.

1. Bölüm Sonu.

-

2. Bölüm

Cafede Burak ve Ergin oturuken, Ufuk gelir.
Ufuk (gülerek)
Hemen anlat dostum, çok merak ediyorum.
Burak
Anlatacak birşey yok ya.Soyulduk işte.
Ufuk
Hadi dostum, anlat bakalım.
Ergin
Hadi Ufuk gelsin anlatacam dedin dostum.
Burak
Peki öyle olsun bakalım.Dinleyin.
Başka bir sahne(Kızla Burak, Burak'ın evine giderler.Kız Burak'ın üstündekileri yavaş yavaş soyarak odaya girerler.Kız yatağa yatırır Burak'ı sonra "aaaa, birine mesaj atmam lazım, telefonum içerde bekle 1 dk sonra burdayım"der.Odanın kapısının anahtarını alır, odadan çıkınca kilitler, yalnızca gözlük ve telefonu alıp gider.Burak arkasından bağırır.)
Ergin ve Ufuk (kahkaha)
Ufuk
Dostum, gerçekten haklısın.
Burak
Ne?
Ufuk (gülerek)
En iyisi senin.Kız profesyonelmiş.
Ergin
Neyse ya, bakın size ne dicem.
Bu arada Cafer gelir.
Ergin
Otur Cafo.Yabancı dizi?
Ufuk ve Burak (aynı anda)
Ne?
Ergin
Tüm kızlar yabancı dizilere hastalar.Dinleyin.
Başka bir sahne(Ergin "Lost bomba ya bayılıyorum ama Prison Break'de çok güzel.5 kişilik bir kız grubu gelir."Lost izlermisin?"Ergin"Elbette, bayılıyorum yabancı dizilere" Kızlar "Bugün bizim evde Lost izlicez tüm sezonlarını aldık gelirmisin."Ergin "Neden olmasın.")
Burak
İşte bu dostum.Kesin sonuç, Ufuk'un yönetemleri gibi değil bu bombaaa.
Ufuk
Dostum, yöntemlerime laf ettirmem.Ama bunu tartışmayacağım şimdi.(Cafer Wcye gider.Ufuk Bağırarak)Bugün evde Lost partisi veriyoruz, tüm sezonları aldık en baştan izliyeceğiz.Hem ben Kate'i beğenmiyorum, Türk kızları çok daha güzel.
Oradan geçen şişko bir kız
"Lost iyidir."
Ufuk (kızı inceler)
hıı ben pek beğenmem.
Kız
Ve bencede Türk kızları daha güzel.
Ufuk
Ben yabancılardan hoşlanırım, Kate'e bayılırım.
Kız
Ama demin...
Ufuk
Yalan söyledim.
Cafer Wc'den gelir kıza doğru yaklaşır.
Cafer
Merhaba (Ufuk masaya döner.)
Kız
Merhaba.(Kızla Cafer, Cafenin kapısına doğru yürürler.Kız gider Cafer geri döner.)
Ergin
Noldu Cafo, tam istediğin gibiydi işte.
Cafer
Renkli gözlüydü.
Ergin
Hmmmm.Anladım.(Eliyle Ufuk'a ne demek bu yapar.Ufuk geçiştirir.)
Burak
Ya işin kötü tarafı ben,annemle babama söyleyemedim soyulduğumu.
Ufuk
Pekii, odadan kim çıkardı seni?
Burak
Gülmek yok ama.
Ufuk
Dinliyoruz.
Burak
Peki.Dinleyin.
Başka bir sahne(Burak yatakta yarıçıplak yatarken, kalkar, aynaya bakar, aynanın yansımasından, arkasındaki balkon kapısını görür, dışarı çıkar.)
Ergin, Ufuk ve Cafer (Kahkaha)
Ergin
Kaç saat sonra fark ettin, balkon kapısını.
Burak
Bilmem, 2-3 falan.
Ufuk
Eee, ne düşündün yalan olarak?
Burak
Aslında yalana gerek kalmayacakdı, birkaç işe girdim ama çıkmak zorunda kaldım.
Ufuk
Neden?
Burak
Alerjim var.
Ufuk ve Ergin (aynı anda)
Ne?
Burak
Çalışmaya alerjim var.Dinleyin.
Başka bir sahne(Burak üzerinde beyaz önlük lavabo temizlerken, birden yüzü büzüşür ve temizlediği yere kusar.Cafede garsonluk yaparken, siparişi masaya bırakır ve masanın yanına kusar.Tezgahtarlık yaparken tişörtü paketler poşete koyar ardından poşete kusar.)
Yani anlayacağınız ben çalışamam.
Ufuk
Bunu uydur değil mi?
Burak
Hayır dostum ne uydurması, 1 haftada 4 kilo verdim.
Ufuk
Garip
Cafer
Şişko ve çalışmaya alerjisi olan bir kız.Offffffffffff.
Ufuk
Neyse ben kaçıyorum dostlarım.
Burak
Ben de geliyorum seninle bana ödev çıkaracaksın.
Ufuk
Tamam gidelim hadi.By dostlarım.

Burak
Odan güzelmiş.
İçeriden ses gelir "Ufuk dolabını düzelt."
Ufuk (bağırarak " tamam anne")
Saol güzeldir.
Annesi (Hemennnnnnnnnn!)
Ufuk
Pff.Dostum tişörtleri dürermisin, bende ödevi çıkarayım.
Burak
Emin misin dostum?
Ufuk
Hadi dostum, 2 dakikanı almaz.
Burak
Peki  (1 dürer, 2 dürer, 3. de dolaba kusar.)

2. Bölüm Sonu

-

3. Bölüm

Ergin ve Burak cafedeler, Burak birisiyle mesajlaşıyor.
Ergin
Bırak oğlum artık şu telefonu, az laflayalım.
Burak
Sevgilimle konuşuyorum, hem birazdan Ufuk gelcek, bekle..
Ergin (güler)
Sevgilin mi?
Burak (kızarak)
Olacak...Şu anda en büyük aday o.
Ergin
Diğer adayları öğrenebilirmiyim?
Burak
Hayır.
Ergin güler, Ufuk gelir.
Ufuk
Selam dostlarım, kimle mesajlaşıyor bu?
Ergin
Otur dostum ya, saatlerdir tanımadığı bir kızla mesajlaşıyor, kızın cevap verdiğinden de emin değilim aslında.
Burak (mesajı okur ve güler)
Kızı tanıyorum, ve cevap atıyor, rahatsız etmeyin.
Ufuk
Nasıl tanıştın anlatsana dostum?
Ergin (güler)
Tanışmadılar ki, bak anlatıyorum dinle.
Başka bir sahne(Burak ve Ergin herzamanki masalarında oturularkan yan masada 2 kız oturmaktadır, yüzü dönük kız arkası dönük kızın numarısını kaydeder, tastik etmek için sesli söyler, Burak numarayı kaydeder.)
Ufuk (Kahkaha)
Burak
Şu anda aramız çok iyi hatta, yarın burada yüz yüze tanışacağız.
Ufuk
Tahmin ediyorum.Kızın 1 göğsü var?
Burak 
Hayır.
Ufuk
Nereden biliyorsun, kızın sırtını görmüşsün sadece.Ve üstelik kız seni görmeden çıkma teklifini kabul ediyor.
Burak
Ama o kadar güzel bir sırta 2 göğüs yakışır dostum.
Ufuk
Hiç sanmıyorum.
Burak (düşünür, bağırarak)
Olamaz ya sevgilimin bir göğsü var.
Cafedekiler Burak'a döner
Birisi yanındakine
Yazık, sevgilisinin tek göğsü varmış.
Diğeri Burak'ın yanına gelir, sırtını sıvazlar
Kafanı takma dostum, bir zamandan sonra görmessin bile.
Burak'ın gözleri dolar.
Ufuk
Ağlıyormusun? (Güler) Dostum şaka yaptım, tabiki 2 göğsü var.
Burak
Var dimi, ikiside yerli yerinde.
Ufuk (Gülerek)
Elbette. 

Ertesi Gün.

Ergin, Burak, Ufuk, Cafer cafedeler, merakla kızı bekliyorlar.
Ufuk
Dostum, nasıl tanıyacaksınız birbirinizi?
Burak
Ona beni ilk gördüğü anda tanıyacağının garantisini verdim.
Ufuk
Nasıl olcakmış bu?
Burak (Ceketini çıkarır.Tişörtünde önü ve arkasında "Merhaba,Ben Burak" yazmaktadır.) Herkes güler
Sevgilim olmasına çok az kaldı, bir hata olmayacak bugün.Hiçbir hatayı kabul etmiyorum.
Ufuk (Gülerek)
Kesinlikle dostum, işte budur.
Cafeye giren her kızda, odur diye ayağa kalkarlar.Burak başka masada bekler.Kız girer Burağı görünce şaşırmış gibi bakar, Burak'a doğru yaklaşır, Burak"Merh...." Tokadı atar ve gider.
Ufuk, Ergin, Cafer kahkaha atmaya başlar.
Burak masaya döner oturur.
Burak
Evet bir açıklaması olan?
Cafer
Biz de senden bekliyoruz.
Ergin
Kesinlikle...
Burak
Hayatımda ilk defa gördüğüme eminim bu kızı.
Cafer
Keşke şişko olsa, Şişko ve tokatçı bir kız. Offffffffffffff
Burak
Heyy heyy hatırladım nerede gördüğümü, owwwww tabi tokat atar.
Ufuk
Nerede?Nerede gördün dinliyoruz.
Burak
Eminmisiniz?
Hep birlikte
Evet.
Burak
Peki.Dinleyin
Başka bir sahne(Burak'ın 1 saat çalıştığı garsonluk işinde servisi götürüp kustuğu masada bu kız vardı.Ve ertesi gün çalıştığı tezgahtarlık işinde poşetine kustuğu kızda buydu)
Ufuk
Owww dostum, az bile yapmış ben olsaydım, hey niye söylüyorum ki ben olsam seninle buluşmazdım bile.
Cafer
Hey dostum, kusan bir şişkoyla asla takılmam.Burak senden nefret ediyorum Hoşlandığım tüm şişkolardan soğuttun beni.

3. Bölüm Sonu

-

4. Bölüm

Başka Bir Sahne (Cafer yabancı bir yatakta uyanır, çıplak olduğunu fark eder, yanındada şişman bir kız yatmaktadır, Cafer sevinmeye başlar.)
Burak:
Seni  ayakta alkışlıyorum dostum, helal olsun, ok yaydan çıktı sonunda.
Ufuk:
Helal olsun dostum, hemde tam istediğin gibi biriyle.
Ergin:
Kimin partisiydi ya bu?
Cafer:
Orası biraz karışık.
Ergin:
Nasıl yani dostum?
Cafer:
Bak, okulda, sınıfta oturuyordum.
Başka Bir Sahne
(Sınıftan eleman:
Cafo, bugün bomba parti var, gelsene sende.
Cafer:
Kimin partisi?
Sınıftan eleman:
Bilmem, benide Fehmi çağırdı, ama yabancı değiller yahu.
Fehmi:
Benide Hasan çağırdı.
Hasan:
Benide Mustafa  çağırdı, onuda partinin sahibinin arkadaşı çağırmış.
Cafer:
Gelirim ya o zaman, yabancı değilmiş.)

Ergin:
Dediğin kadar varmış  dostum.
Ufuk:
Neyse neyse, partiyi  anlat bize.
Cafer
Peki, hatırladıklarımı anlatıyorum.Partiye gittim kapıyı çaldım.
Başka Bir Sahne
(Cafer kapıyı  çalar ve birisi kapıyı açar.
Birisi:
Sende kimsin ya?
Cafer:
Ben senin arkadaşının arkadaşıyım, arkadaş sayılırız seninle.
Birisi:
Hmm tanıdık geliyorsun, gel gel.
Birisi, Cafer’e bir içki uzatır.
Cafer:
Ben içki içmem, saol.
Birisi:
Şurada arkadaş sayılırız, bir bardak hatırımızdamı yok?
Cafer:
Peki dostum.Dostum diyorum artık, arkadaş sayılırız ha?
Birisi:
Tabiki dostum.
Cafer’le birisi bardakları tokuştururlar, Cafer bir yudum alır.)
Burak:
Eee?
Cafer:
Eesi yok işte, başka birşey hatırlamıyorum.
Burak:
1 yudum, yalnızca 1 yudum dostum.
Cafer:
Ben içki sevmem ki.
Ufuk:
Hey hey bir dakika, şu kızı gördünüz mü.(Cafeye yeni giren bir kızı gösterir.)
Ergin:
Ne olmuş?
Ufuk:
Vov, anasını, olabilir mi ya böyle birşey?
Burak:
Ne?
Ufuk:
Bu benim hayallerimdeki kız.
Cafer:
Abartma dostum, zayıf, sıradan bir kız.
Ufuk:
Hayır hayır, cidden.
Başka Bir Sahne
(Kızla muhabbet esnasında 
Kız:
Seninleyken çok eğleniyorum canım.
Ufuk: (kıza sarılarak)
Seni seviyorum.
Kız suratını asar gider.)
Başka Bir Sahne
(Sevgilisinden ayrılmış bir kızla muhabbet esnasında
Kız: (ağlamaklı)
Ufukkkk, beni terk etti, 1 yıldır beraberdik.
Kız:
Seni hak etmiyordu canım bozma moralini.
Kız:
Aaa saol canım çok iyisin.
Ufuk: ( kıza sarılarak)
Seni seviyorum.
Kız suratını asar gider.)
Ufuk:
İşte o kız, bu kız.
Ergin:
Ne duruyorsun dostum, kalk hadi git yanına.
Ufuk:
Ne diyeceğim ki?
Burak:
Hayallerimdeki kızsın desene, bundan büyük iltifat mı olur.
Ufuk kızın yanına gider.
Ufuk:
Mer..haba...
Kız:
Merhaba.
Ufuk:
Şey...nasılsın?
Kız:
Teşekkür ederim.
Ufuk:
Bilmiyorum bu nasıl söylenir ama, sen benim hayalimdeki kızsın.

Kız:
Ne?
Ufuk:
Yani, ben arkadaşları bazı metodlar anlatıyordum, o metodları hep senin üzerinde deniyordum.
Kız:
Ne?
Ufuk:
Yanlış anlama, üzerinde derken, tam üzerinde değil, sadece sarılıyordum sana, o kadar.
Kız:
Bana mantıklı birşey söyliyecekmisin?
Ufuk:
Sadece sana sarılıp, seni seviyorum diyordum.
Kız suratını asar, gider.
Ufuk: (yukarı doğru bakarak)
Neden? Neden şu kızların karşısında aptallaşıyorum?Sustun, cevap veremiyorsun, bende öyle tahmin etmiştim.
Kız geri girer içeri.
Ufuk:
Şey..
Kız: (Gülerek)
Biliyorum o metodu, bir işe yaramaz diye şaka yapmak istedim.
Ufuk:
Evet, zaten yaramamıştı.
Kız: (gülerek)
Ama şu hayallerimdeki kızsın numarası güzelmiş.
Ufuk: (güler)
Şey..Ben Ufuk.

Kız:
Bende Ebru memnun oldum Ufuk.
Ufuk:
Bende Ebru.Birini mi bekliyorsun.
Ebru:
Evet, erkek arkadaşımla buluşacaktık da sanırım gelmicek.
Ufuk’un morali bozulur ama belli etmemeye çalışır.
Ufuk:
Şey...O halde, benim arkadaşlarım şurada oturuyorlar, istersen oraya gidelim, hem tanışmış olursunuz, 
Ebru:
Olur tabi.
Onlar masaya doğru giderken, Cafer masadan kalkar Wc’ye doğru yönelir.
Cafer:
Hemen dönüyorum.
Ufuk:
Arkadaşlar, bu Ebru.Ebru bunlarda arkadaşlar.
Cafer Wc’ye gider fermuarı açtığında birşeyler hatırlar.
Başka Bir Sahne
(Cafer:
Heyyy dostlarım, bana müzik açın ve sonra dans etmek neymiş öğrenin.
Müzik çalmaya başlar, Cafer yatağın üstüne çıkar, yavaş yavaş soyunur dans ederek, çırıl çıplak kalınca.
Cafer:
Ben üşüdüm.(çarşafın altına girer ve uyur.)
Gözünü açtığında yanında 1 kız 1 erkek sevişiyorlardır.Kız sabah uyandığında gördüğü kızdır.)
Cafer:
Uppss.Bunu kimse öğrenmemeli ha.

4. Bölüm Sonu

5 bölüm dedim de, 5. bölüm diye kayıtlı olan dosya da dizileri okusun diye yolladığım arkadaşımın ne var bunu ben de yazarım deyip yazdığı berbat bir yazı var, yani o da benim özentim olmuş. onu yayınlayıp, aklınızda kötü bir etki bıraktırmak istemiyorum. işte asaf'ın 15 yaşındaki korkunç özentilik dolu sitcom'u. eyoolamam bu kadar.

Kasım 18, 2010

Soluk Benizliydi Zenci

-Ah Muhsin Ünlü'ye sevgilerim ile.


Herkes durursa belki bir hareket olurdu
Vurursa herkes birini belki olurdu hareket
Uçan tekme atmayı çocukken öğrenmiştim
Hepinizi dövebilirim yeter ki teker teker gelin.

Ve annen de seni özledi Muhsin.

Saygı gösteremem kimseye, çünkü nerede bilmiyorum ki
Ve sevgilim, bence ikimiz tirenlere bakalım
Sevgilim, ikimiz tirenlere bakalım sadece
İkimiz sadece tirenlere baksak bence
İkimize de yetmez miydi bu, sevgilim?
Sevg'ilim!

Ve annen de seni özledi Muhsin.

Benim şeyhim yok, şeyim var, şey...
Şey işte.
Ve sadece ayağım takıldığında mecburen secde ediyorum sizin gibi.
Siz, pardon siz kimdiniz?
Annemi çok özledim.

Ve annen de seni çok özledi Muhsin.
Ve annen de seni çok özledi Muhsin.
Ve annen de seni çok özledi Muhsin.
Ah Muhsin.

Ah Asaf Vodvil




Kasım 17, 2010

Memeler (Bölüm - 1)

Size bu adamdan bahsedeceğim.Bir adamdan değil, bu adamdan; annesini gördüğünüze emin olduğum adamdan.Ayrıca konumuzun bu adamın, memelerinin güneş görmeyen çok beyaz kısmı görünen annesiyle hiçbir ilgisi yok.Hayır, kesinlikle yok; bakkala taytla, çiçekli taytla gitmesi de umrumuzda değil.Heyy!Bu adamın annesini rahat bırakmanızı istiyorum, bu adamın öyküsüdür bizi ilgilendiren ve annesinin onu büyütmeye yanaşmamış olmasını da bir kenara bırakmalıyız.Sonuçta bu adam büyümüş mü?Kesinlikle evet, tam tamına 38 yıl, 12 ay, ve ... amanın dostlar, adamımızın bugün doğum günü, 39 yıl geride kalmış bile...
Ama neden bunca gereksiz şeye kafa yorup, bu adamın sabahın lanet 8'inde, koca lanet bir bavulla -bavul gerçekten koca, lanet ve gerçekten bir bavul- nereye gittiğini merak etmiyoruz.Aslında söylemek istemiyordum, -kendisi fazlasıyla utangaçtır- ama size adamımızın adını söyleyeceğim; adı Bedi.Ne salak bir isim olduğunun farkındasınızdır eminim, ne Nebi, ne de Büdü, garip bir Bedi bu adam.Memeleri sarkmış olan annesi ona bu ismi verdiğinde eminim memeleri dik dik ve portakal gibiydi.Şimdi ki hallerini görmenizi istemem, ama görmüşsünüzdür; bakkalda filan anlattığım gibi, çiçekli taytıyla hani, üstündeki kolsuz badiden içindeki sutyeni fark etmişsinizdir ve memelerinin güneş görmeyen çok beyaz kısmı...evet.
39 yaşının ilk gününde sabahın lanet 8'inde, Bedi'nin koca bir bavulla -hani evin gardolabının en üstünde durur ve bir seyahat esnasında ona bir bakış atıp, yok ya bununla uğraşmayalım küçük iki çantayla gideriz olur biter diye söylev çektiğiniz bavul bu işte- nereye gittiğini size söyleyeyim, otogara.Hayır, hayır, bu kesinlikle bir yolculuk hikayesi değil, -aslında her hikaye bir yolculuktur diyebilirim, ama demeyeceğim- bu Bedi denen adam, sanırım bir yere gidecek ve eminim bunu planlamadı; hayır gideceği geziden bahsetmiyorum, bizim Bedi plansız adım atmaz, bahsettiğim bu gezinin tam da doğum gününe rasgeldiğini bilmiyordur.Laf aramızda bizim Bedi'nin öyle doğum gününü kutlayan filan pek olmaz.Lafı Bedi'nin annesine, hatta portakallarına getirmeye çalıştığınızı anlamadığımı mı sanıyorsunuz.Lütfen...Lütfen dedim!
Size Bedi'nin kocaman bir kalbi olduğundan da bahsetmeliyim. -ve bu bir teşbihtir- Aslında bir şey diyim mi, ben bu Bedi'nin doğum gününü kesin kutlardım, hatta mutlaka hediye filan da alırdım ona.
Asansör geldi, Bedi önce bavulu mu koysam diye düşünüyor, bir taraftan da önce sol ayakla gireceği var asansöre.
Bedi zemin kattan asansörden çıkıyor, kapıcı o sırada yerleri silmekte:
-Nasılsınız Bedi Bey, yolculuk mu var?
-Evet, Veysel Efendi(oha) hadi sana kolay gelsin.
-Sağolun iyi yolculu...Apartman kapısı kapandı bile.Bedi sokakta bu sefer de bakkal onu duruyor:
-Vayy bedi abim nassın, hayırdır yolculuk nereye?
-İyiyim Veysel Efendi(çüş) hadi sana kolay gelsin.
-Sağol abim dikkat et kendi...Bedi'nin aklı başka yerde bile.
Sokakta kim görse selam veriyor, hürmetlerini sunuyor Bedi'ye.Mahallenin çocukları ve gençleri bavulu taşımak için yelteniyor, Bedi izin vermiyor, pencelerden sular dökülüyor, ayrıca...

Yeter.Hayır.Saçmalamayın.

Bedi zemin katta asansörden çıkıyor, antre boş, koca bavulu zorlana zorlana çıkarıyor antrede 2 merdivenli bir iniş var, oradan inerken bavulun tekerlerinden biri kırılıyor.Neden kırılıyor?Çünkü kırılmak zorunda.Neden kırılmak zorunda?Çünkü bu bir hikaye.Ne demek bu?Ne demek bu?
Sokak boş, işe ve okula giden tek tük insanlar, onlarda Bedi gibi birer hayalet.
Bu arada Bedi neden sabahın lanet 8'inde otogara gidiyordu ki.Bunu size anlatmalıyım.Bunun için en başa dönmek zorunda değilim, hayır memelerin portakal haline dönmek zorunda değilim, hem de hiç! hem de hiç!
Size Bedi'nin neden bir yere gitmek istediğini söyleyemem, hele nereye gideceğini asla söyleyemem ve üzgünüm ki Bedi'nin nerede olduğunu da söyleyemem.Ancak şunu söyleyebilirim ki saat 8'de evden çıkmazsanız, 9'daki otobüse yetişemezsiniz ve siz mecburen öğlen 3'deki otobüse binmek zorunda kalırsınız.Oysa 9'da binip 3'te orada olmak varken, 3'de binip 9'da orada olmayı kabullenecek bir insan değildir bedi.Kesinlikle değildir.Çünkü Bedi, elleri terleyen bir insan, avuç içleri özellikle; durumun ne kadar ciddi olduğunu umarım anlatabilmişimdir.
Bedi'nin otobüs maceraları öykümüze dahil değildir, hayır bahsettiğim otobüs, otogara gitmek için binmek zorunda olduğu otobüs; Otobüste o koca bavula bir yer arama, sürekli bir yerlere sokmaya çalışma, çalınacağından korktuğundan sürekli elini ona değdirme çabaları öykümüze dahil değildir.
Bedi otogara giriyor ve bavulu taşıma yöntemini de bulmuş, yandan itiyor; daha doğrusu yandan itince, sürükleniyor bavul düzgün bir şekilde, aferim Bedi'ye.
Otogarlar hakkında güzel şeyler söylemek isterdim size sevgili dostlarım, ama söyleyemem.Çünkü yolculuklardan nefret ederim ve sadece şehirler arası olanlardan filan değil, yolculukların tamamından nefret ederim.Şoförün karısıyla kavgalı olduğunu ve intihar etmeyi düşündüğünü düşünürüm hep ya da borçlar yüzünden sinir harpleri geçirip bu virajı almak istemeyeceğini...Hayır dostlarım, hayır, böyle bir canlı bombayı sevmemi beklemeyin benden lütfen.
E o zaman diye başlayan cümlelerinizi duyar gibiyim, e o zaman bu böyle olabilir, e o zaman şu şöyle olabilir, elbette haklısınız ve biliyorsunuz ki hepimiz bu nedenle bir yere girerken öncelikle sol ayağımızla giriyoruz ve sağ ayağımızla çıkıyoruz, umuyoruz ki birisi bir çılgınlık edip sol ayağıyla çıkmış olmasın.

Kasım 16, 2010

Jean Pierre Maron ve kankisi Albert Dominique'nin iç burkan öyküsü

Size yine korkunç şeyler anlatacağım dostlarım.Güzel şeylerden elbette ki ben de bahsetmek isterim ama tarihin diplerini ne zaman kurcalasam, içinde acı, entrika ve ihanetten başka bir şey bulamıyorum.

19. yüzyıla gidiyoruz şimdi.Akımların alıp başını gittiği dönemler, herkes bir akım kurup diğerine gider yapıyor.Klasizme, Romantikler gül yolluyor; Realistler, Romantiklere azıcık delikanlı olun lan diye caz koyuyor.Sembolistler, Parnasistlere isminizi siktiklerim diyerek kavga çıkarmaya çalışıyor filan.Ortam fena, herkes bir akım kursam da köşeyi dönsem derdinde; klasizm, realizm, romantizm, sembolizm, parnasizm, kübizm, dadaizm, elektirk akımı(öhhk) gırla.

İşte bu dönemde, tabikide Paris'te, Jean Pierre Maron (Yan Pier Maron) ve kankisi Albert Dominique'te (Alber Dominig) bir an evvel kendi akımlarını çıkarıp, arada kaynamak peşindeler.Jean Pierre Maron:
-Haydi, Albert haydi.Çıkaralım olm artık şu akımı, bak sonra geç kalcaz, kalıcaz dımdızlak.
Albert Dominique:
-Haklısın karşim, haklısın Jean Pierre ama nasıl, nasıl yapacaz ki.
Jean Pierre:
-Önce tepki Albert, tepkimizi koymalıyız...
Albert:
-Tepkimiz yaradana...öyle değil mi Jean?
-Öyle, elbette öyle karşim de nasıl yapcaz bilemedim.
-Manifestomuzu yayınlamalıyız, insanlara, koyduğumuz tepkimizi anlatmalıyız Jean.
-Haklısın kanka da isim bulmamız lazım, ne yapsak akımımızın ismini...ımmm...Baba Akımı yapsak?
-Hımmm...Çok güzel isim Jean, Baba Akımı çok iyi...Offf aklıma geldikçe deliriyorum karşim ya, herkes aldı başını bir akımla kral oldu.Hele o Victor Hugo yok mu!Ağzında gülle geziyor ibne, sanki bana romantik!
-Adam romantik ama abi.
-Romantikse romantikliğini bilecek!
-Karşim, sevmiyorsan hor görme bari...
-Haklısın dostum, bir an sinirlendim, felsefemizin dışında çıktım, kusuruma bakma.
...

Şeklinde süregiden konuşmadan tam 2 yıl sonra 1868 yılında, Jean Pierre Maron ve kankisi Albert Dominique, "Tepkimiz Yaradana!" adlı manifesto niteliğindeki ilk kitaplarını çıkardılar.Baba Akımını ana hatlarıyla anlattıkları ve içinde halktan biri olduklarını anlattıkları şiirleri ve denemeleri de vardı.Tutmadı...500 adet basılan kitap sadece 28 adet satabildi.Zaten ne olduysa bundan sonra oldu, Jean Pierre Maron, o 28 kişiyi bulup teşekkür etmek amacıyla yollara düştü ve yoldaki taşa başını sertçe çarparak feci şekilde can verdi.Kankisi Albert Dominique ise, kendine yeni bir kanka buldu ve geçmişine bir sünger çekti.

Ve bu olaylardan tam 100 yıl sonra 1968'de, Orhan Gencebay ilk albümünü çıkardı ve durdurulamaz bir hızlı şöhret basamaklarını tırmandı.Şikayetim Yaradana adlı şarkısı dillere pelesenk oldu, Orhan Baba olarak anıldı, hala anılıyor.Ve koca Orhan Baba, şarkılarının, bestelerinin, yaşantısının fikir babaları Jean Pierre Maron ve Albert Dominique'ye bir kez olsun teşekkür etmedi, şükranlarını sunmadı.

Daha fazla anlatmak istemiyorum, umarım vicdanın seni zorluyordur Orhan Baba!

Ve sizi asla unutmayacağız, büyük insanlar Jean Pierre Maron ve Albert Dominique

Ekim 02, 2010

Futbolcu Olmak Kolay mı Sandın?

-Kalk İbo.
-Efendim Hocam?
-Takımda işler iyi gitmiyor, galibiyeti unutmuşsunuz, geldi muhabir soruyor, ne diceksin?
-Çok başarılı bir se..
-Ne başarılısı ibo! Neyden bahsediyorsun sen!
-Hocam hocam....
-Söyle Sabri?
-Son haftalarda istediğimiz oyunu sahaya ve skora yansıtamıyoruz, hocamız sistemde köklü değişikliklere gitti, elbette ileriki günlerde bunun ürünlerini toplayacağızdır, biz iyi bir takımız...
-Aferim Sabri, oturabilirsin...Beyler böyle olmaz, böyle futbolcu olunmaz.Fifa'nın bizim gibi kurslardan alınacak belgeyi, profesyonel lisans almak için zorunlu kıldığını unutmayın.Böyle devam ederse, halı saha maçlarından öteye gidemezsiniz, götürtmem! Sabri'yi örnek alın kendinize, koç gibi futbolcu olacak Sabri, siz daha röportaj veremiyorsunuz, iki cümle kuramıyorsunuz! Neyse, şu vidyoyu izleyin, bu en önemli konulardan birisi, hadi herkes izlesin!

Play...
"Kasımpaşaspor bugün basına açık düzenlediği imza töreninde, Adnan Şimşek'i 2 yıllığına renklerine bağladı.Diyarbakır Su İşleri Belediye Spor'dan tranfes edilen Adnan Şimşek, imzayı attıktan sonra, Kasımpaşaspor'a geldiği için çok mutlu olduğunu şu sözlerle dile getirdi..." Stop.

Hoca:
-Bakın çocuklar, burayı iyi dinleyin.Adamın geldiği kulübün en büyük beklentisi, küme düşmemek.Dinleyin...

Play...
"Adnan Şimşek:
-Çok büyük bir camiaya geldiğimin farkındayım.Kasımpaşaspor kulübünün ve taraftarlarının ne kadar değerli olduğunu biliyorum.Elbetteki tek amacımız şampiyonluk ve daha sonra Avrupa'da büyük başarılara imza atmak.Taraftarımızın önüne çıkmayı heyecanla bekliyorum..." Stop.

Hoca:
-Anladınız değil mi çocuklar? Bunları öğrenin, öğrenin ki, bir gün siz de böyle açıklama yapabilesiniz.Ahmet! Ahmet'le Hüseyin kalkın ayağa!Naptığınızı sanıyorsunuz olm siz, ne söyledin Hüseyin Ahmet'e bu kadar komik, söyleyin biz de gülelim olm!
Hüseyin:
-Özür dilerim hocam...
Hoca:
-Dileme evladım, benden özür mözür dileme!İstemiyor musunuz? Futbolcu olmak istemiyor musunuz hiçbiriniz.
Sabri:
-İstiyoruz hocam, istemez miyiz.
Hoca:
-Oynatiyim mi Emre Belözoğlu'nun vidyosunu? İstiyor musunuz tekrar görmek o vidyoyu?
Sınıf:
-Hayır hocam, lütfen açmayın, hayır...
Hoca:
-Açiyim mi ha! En basit soruyu bile cevaplandıramadığı, futbolcuların şerefini iki paralık ettiği vidyoyu açayım mı! Ne istiyorsunuz, siz de o duruma düşmek mi? İstediğiniz bu mu!
Sınıf:
-Hayır hocam, değil.
Hoca:
-Kalk o zaman Sabri, maçı kazandınız, tam soyunma odasına giderkene yakalandın muhabire, ne diceksin?
Sabri:
-Maça çok iyi konsantre olmuştuk, bunu sahaya çok iyi yansıttık.Rakip çok zordu fakat biz daha iyiydik, çok iyi mücadele ettik ve bunu skora da yansıttık.
-Aferim Sabri, aferim oğlum.
-Çok iyi bir kamp dönemi geçirdik, başarılı bir se...
-Abartma Sabri, beni delirtme Sabri!
-Özür dilerim hocam.
-Kalk ayağa Ahmet, maçı kaybettiniz, şampiyonluk gitti, ne diceksin muhabire?
Ahmet:
-Elimizden geleni yaptık, ama skoru bir türlü lehimize çeviremedik, üzgünüz.Önümüzdeki maçlara bakacağız artık.
-Kalk ayağa Mehmet, takıma yeni bir yabancı transfer edildi, adı şey olsun Jozef, onun hakkında soruyorlar?
Mehmet:
-Jozef çok yetenekli bir oyuncu, takıma çok pozitif katkılarından olacağından eminim.Daha önce oynadığı kulüpler ve liglerde çok üst düzey futbolun oynandığı yerlerdi.Eminim Jozef'in de takıma gelmesiyle, kulübümüz gücüne güç kattı.
Hoca:
-Aferim çocuklar, aferim.İşte bunu istiyorum sizden, böyle çalışarak gelebilirsiniz biyerlere...Sizde bu azim, bu hırsı gördükçe eminim çok iyi yerlere geleceksiniz.Aferim çocuklar.Dersimiz bitmiştir, bir dahaki derste takıma büyük umutlarla alınıp bekleneni veremeyen yıldız futbolcu hakkında verilen röportajlardan bahsedeceğiz.Kitabınızın 64. sayfasında Uyum Sorunu başlığı altında anlatılan bir konu, çalışmadan gelmeyin.Evet, antremanlarınızı aksatmayın, dağılabilirsiniz.